Sinan Veziroğlu ve Mustafa Atatorun, Yeni Göç ve İltica Paktı'nı sığınmacı ve mülteci hakları ile üye devlet yükümlülükleri üzerinden değerlendiriyor ve AB mülteci hukukunu Pakt öncesi ve sonrası dönemlere ayırıyor. Yazarlar, insani kabul yaklaşımının arama ve kurtarma çalışmalarındaki mağduriyetleri giderdiğini belirtirken güvenlikle ilişkilendirilen düzenlemeleri geriye gidiş olarak değerlendiriyor: Parmak izi yaş sınırının düşürülmesi, dezavantajlı gruplar dâhil gözaltı sürelerinin uzatılması, başvuru değerlendirme azami süresinin artırılması, AB içinde izinsiz hareketin önlenmesi ve acil durum mekanizmasının suistimale açık olması bu eleştirilerin başında geliyor.
Yazarlar, yeni dayanışma modeli ve sorumlulukların adil paylaşımında ilerlemeler tespit ediyor. Buna karşılık, uluslararası koruma başvurularında ulusal makamların tam yetkili olmasının, sığınmacı haklarına uymayan üye devletler için yaptırım öngörülmemesinin ve güçlü bir denetim mekanizması kurulmamasının sığınmacı kabulünü zorlaştırdığını savunuyor; eğitim kurumlarından alınan diplomaya dayanarak üye devlet sorumluluğunun belirlenmesi uygulamasının da kaldırıldığını belirtiyor. Reformu gereksinimleri ve yeni durumu karşılaması bakımından yerinde bulmakla birlikte, düzenlemelerin içeriğini yetersiz görüyor ve iyileştirme gerektiği sonucuna varıyor.
Yeni Göç ve İltica Paktı'nın sığınmacı ve mülteci haklarını ve üye devlet yükümlülüklerini AB mülteci hukukuna göre ilerleten ve geriye götüren yönleri.
Yazarlar, dayanışma reformlarını yaptırım ve denetim eksikliklerinden ayırıyor. Değerlendirmelerine göre bu eksiklikler sığınmacı kabulünü zorlaştırıyor.
Public and Private International Law Bulletin · 2026
DOI 10.26650/ppil.2026.46.2.1698514