Giesela Rühl, CSDDD’nin 29(1). maddesinin 2026’da kaldırılmasının, insan haklarına ilişkin özen yükümlülüklerinin ihlali için üye devletlerin hukuki sorumluluk düzenleme yükümlülüğünü sona erdirip erdirmediğini tartışıyor. 49. gerekçe ve kalan hükümler tazminat taleplerine atıf yapmayı sürdürse de yazar bu yükümlülüğün varlığını belirsiz buluyor. Üye devletlerin her durumda hukuki sorumluluk rejimi oluşturmasını ve mağdurların Avrupa mahkemelerinde tazminat taleplerini etkili biçimde ileri sürebilmesini sağlamasını savunuyor.
Rühl, uygulanacak hukuktan kaynaklanan bir engele de dikkat çekiyor: Roma II Tüzüğü’nün 4(1). maddesi uyarınca tedarik zincirlerinden doğan taleplere kural olarak zararın meydana geldiği ülke hukuku uygulanıyor. Yazar, ulusal sorumluluk hükümlerinin normalde uygulanacak hukuktan bağımsız olarak uygulanabilmesi için bu hükümlerin 16. madde kapsamında doğrudan uygulanan kurallar olarak düzenlenmesini öneriyor.
CSDDD’nin 29(1). maddesinin kaldırılmasının ardından küresel tedarik zincirlerinde insan haklarına ilişkin özen yükümlülüklerinin ihlalinden doğan hukukî sorumluluk ve mağdurların Avrupa mahkemelerinde tazminat taleplerini etkili biçimde ileri sürebilmesi.
Rühl, ulusal CSDDD sorumluluk rejimlerinin etkililiğini uygulanacak hukuk sorununa bağlıyor. Zararın meydana geldiği yer kuralının bu rejimleri büyük ölçüde etkisiz bırakmasını önlemek için Roma II Tüzüğü’nün 16. maddesinden yararlanılmasını öneriyor.
Verfassungsblog · 2026
DOI 10.59704/8fae37bf5afb2ca1
Giesela Rühl, “The King is Dead, Long Live the King: Despite the Removal of Article 29(1) CSDDD Member States Should Establish a Civil Liability Regime to Protect Human Rights in Global Supply Chains”, Verfassungsblog, 2026-10-23, 10.59704/8fae37bf5afb2ca1. https://doi.org/10.59704/8fae37bf5afb2ca1