Göç ve mülteci hukukunda utanç ve utanmazlık
Gelişmenin özeti
Magdalena Kmak, utancın uluslararası mülteci korumasına ahlaki yönden rehberlik ederken sistemdeki ırksallaştırılmış ve toplumsal cinsiyete dayalı hiyerarşileri sürdürmek için de kullanıldığını savunuyor. Devletlerin sığınma arama hakkı ve geri göndermeme ilkesi dâhil korumanın temellerini yeniden müzakere etme girişimleri karşısında, merhamet ve korkuya odaklanan araştırmaların büyük ölçüde ihmal ettiği bu duyguyu ele alıyor.
Kmak, kendi araştırması ve mevcut literatürden hareketle utanç, utandırma ve utanmazlığın en az dört rolünü belirliyor: korumaya dayanak oluşturmak, devlet politikalarını değiştirmek için baskı kurmak, insan hakları ihlallerinden doğan utancı mağdurlara yüklemek ve mültecilik deneyimi ile statü belirleme sürecini şekillendirmek. İnandırıcılık değerlendirmelerinde utanç, hem zulmün açıklanmasını engelleyebiliyor hem de zulmün beklenen bir göstergesine dönüşerek duygusal tepkilerdeki kültürel farklılıkların göz ardı edilmesine yol açabiliyor.
Araştırma notu
Mesele
Sığınma arama hakkı ve geri göndermeme ilkesi dâhil olmak üzere mülteci korumasının temellerinde ve uygulanmasında utanç, utandırma ve utanmazlığın rolü.
Neden önemli?
Utancın zulmün göstergesi sayılması, zulmün açıklanmasını engelleyebilmesiyle gerilim yaratıyor. Kmak bu gerilimi, inandırıcılık değerlendirmeleri ve duygusal tepkilerdeki kültürel farklılıklarla ilişkilendiriyor.
Kavramlar
+2 kavram
Akademik künye
“Shame and Shamelessness in Migration and Refugee Law”
Verfassungsblog · 2026
DOI 10.59704/e306f00f42748be3
