Eufemia Sánchez Borja ve Zaira Novoa Rodríguez, Güney Amerika’daki crimmigration dinamiklerini Arjantin, Ekvador ve Şili’yi karşılaştırarak inceliyor. Makale, 2023–2025 dönemindeki siyasi söylemlerin ceza popülizmini nasıl bir propaganda aracı olarak kullandığını ve bunun göçmenlerin haklarını kısıtlayan düzenleme değişikliklerine nasıl dönüştüğünü ele alıyor. Yazarlara göre göç yönetimi, insan hakları paradigmasından, düzen ve cezalandırıcı denetim vaatlerini meşrulaştırmak için göçmenleri “yararlı düşman” olarak gösteren bir güvenlikleştirme mantığına kaymıştır.
Çalışma, Javier Milei, Daniel Noboa ve José Antonio Kast’ın hükümet programlarını incelemek için Eleştirel Söylem Analizine dayanan nitel ve betimleyici bir yöntem kullanıyor. Her siyasi öneriyi, ilgili anayasal çerçeve ve göç mevzuatı bakımından hukuk-dogmatik açıdan değerlendiriyor. Yazarlar, ceza hukuku ile idare hukuku arasındaki simbiyozun J. Stumpf’un ortaya koyduğu “crimmigration” kavramını hayata geçirdiğini ve cezanın “idarileştirilmesine” yol açtığını belirtiyor. Bunun ceza hukukunun orantılılık, kanunilik ve masumiyet karinesi gibi temel ilkelerini zayıflattığını ileri sürüyorlar. Bulguları, “yararlı düşman” kavramının kullanımının ve göçmen haklarını kısıtlayan önlemlerin, hareketliliğin verimli yönetimini veya hakların korunmasını değil, siyasi kazancı hedeflediğine işaret ediyor.
Arjantin, Ekvador ve Şili'de göçmenlerin haklarını kısıtlayan düzenleme önerilerinin ve değişikliklerinin, ceza ile idare hukukunun iç içe geçmesi (crimmigration) yoluyla orantılılık, kanunilik ve masumiyet karinesi ilkeleriyle ilişkisi.
Yazarlar, ceza hukuku ile idare hukuku arasındaki simbiyozun cezanın “idarileştirilmesine” yol açtığını ve ceza hukukunun orantılılık, kanunilik ve masumiyet karinesi gibi temel ilkelerini zayıflattığını belirtiyor. Bulguları, “yararlı düşman” kavramının kullanımının ve göçmen haklarını kısıtlayan önlemlerin, hareketliliğin verimli yönetimini veya hakların korunmasını değil, siyasi kazancı hedeflediğine işaret ediyor.
Frontiers in Political Science · 2026
DOI 10.3389/fpos.2026.1918719