Francesco Spera, Avrupa Birliği’nin göç ve iltica krizlerine dış ilişkilerinde soft law araçlarıyla yanıt vermesinin Antlaşma ilkeleri ve bütünleşme süreciyle hukuki ilişkisini ele alıyor. Kitap, bu araçların AB’nin dış yönetişimi ve küresel aktör kimliği içindeki yerini inceliyor.
Francesca Cimino, Beatrice Grasso ve Fabio Perocco, İtalya’da sınır dışı edilme emri bulunmasına rağmen hukuki, fiilî veya politika kaynaklı nedenlerle geri gönderilemeyen üçüncü ülke vatandaşlarının statüsünü ve sosyal haklara erişimini inceliyor.
İlke Taşdemir’in Journal of international relations and political science studies.’te yayımlanan bu makalesi, iklim değişikliğine bağlı göç ile “iklim mültecileri” tartışmasını Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansları bağlamında Avrupa Birliği’nin rolü üzerinden ele alıyor.
Çağla Ekin Guner, Hamburg ve İzmir’de mültecilere yönelik dayanışmanın kent ölçeğinde nasıl kurumsallaştığını, 2020’de kurulan ve daha önceki yerel girişimlerden doğan iki kurumu karşılaştırarak araştırıyor.
Ravit Talmi-Cohn’un Journal of Ethnic and Migration Studies’te yayımlanan bu makalesi, Zera Beta Israel (ZBI) göçmenlerinin İsrail’deki örtüşen göç rejimlerini nasıl müzakere ettiğini “limited hybridity” kavramı üzerinden inceliyor.
Sinan Veziroğlu ve Mustafa Atatorun’un bu makalesi, Avrupa Birliği’nin mülteci politikasını normatif açıdan inceliyor. Çalışma, mülteci statüsü ve uluslararası koruma çerçevesinde yabancılar hukuku ile milletlerarası özel hukuk kesişimine ilişkin bir akademik değerlendirme niteliği taşıyor.
Hélia Bracons ve José Rodrigues’in bu makalesi, eşitsizlik bağlamlarında göçmenlerin temel hak ve hizmetlere erişimini inceliyor. Eser, yabancılar hukuku ve göç hukukunun haklara erişim boyutuna ilişkin karşılaştırmalı bir tartışma sunuyor.
Elena Barham ve Marco Alcocer’in ön baskısı, varış ülkelerinin geçiş ülkelerini göç denetimini sıkılaştırmaya yöneltmesi anlamındaki sınır dışsallaştırmasının güvenlik sonuçlarını, 2019 tarihli Göçmen Koruma Protokolleri (“Remain in Mexico”) üzerinden araştırıyor.
Maarit Jänterä-Jareborg’un Scandinavian Studies in Law’da yayımlanan makalesi, sınır ötesi aile meselelerinde insan haklarının nasıl uygulandığını ve bunun kadın haklarıyla bağlantılı olarak milletlerarası özel hukukun görevine nasıl ışık tuttuğunu ele alır.
Elisa Ortega Velázquez’in Mexican Law Review’da yayımlanan makalesi, 2017–2025 arasında ABD göç yönetişiminin Trump’ın ilk başkanlığından Biden dönemine ve Trump’ın ikinci başkanlığının başlangıcına uzanan çizgide cebrî güvenlikleştirmeden hegemonik bir kontrol biçimine dönüştüğünü ileri sürüyor.
Kate Motluk’un Political Geography’de yayımlanan bu makalesi, Birleşik Krallık’ın göç yönetimini Büyük Britanya dışındaki mekânlar üzerinden dışsallaştırma biçimini ele alıyor.
Alethia Fernández de la Reguera’nın *Inside the Bureaucracy of Immigration Detention* adlı kitabı, Meksika’da göç politikasının nasıl uygulandığını, özellikle de Tapachula’daki Siglo XXI Göç İstasyonu’nda yürütülen üç yıllık nitel araştırmaya dayanarak inceliyor.
Lorenzo Bernardini’nin Journal of Perpetrator Research’te yayımlanan “Mass Immigration Detention: Thorny Pathologies and Large-Scale Impact” başlıklı makalesi, Avrupa’daki toplu göçmen gözaltısı uygulamasını Avrupa Birliği göç hukuku ile AİHS çerçevesi üzerinden inceliyor.
Noa Campello Carballido’nun makalesi, Atlantik güzergâhı üzerinden Kanarya Adaları’na ulaşan ayrılmış çocukların hukuki muamelesini ve bu bağlamda AİHS m. 8 kapsamındaki aile hayatına saygı hakkının nasıl dengelendiğini ele alıyor.
Hanen Medromi, Fas sınır hukukunu yalnızca bir ülke sınırı meselesi değil, kara, hava ve deniz sınırlarında işleyen bileşik bir hukukî rejim olarak ele alıyor.
Sara Ceballos Padrón ve Vladimir Eneraldo Núñez Herrera’nın makalesi, cinsiyete dayalı zulme karşı korumanın göç alanında hangi ölçüde güçlendiğini, çok düzeyli bir çerçevede ve iki normatif eksen arasında ele alıyor: Birleşmiş Milletler’in Güvenli, Düzenli ve Düzgün Göç için Küresel Mutabakatı…
Miriana Strippoli’nin Journal of Peace and Diplomacy’de yayımlanan bu makalesi, parçalanmış bir dünyada göç yönetimi bağlamında uluslararası mülteci hukukunu meta-hukuki bir yaklaşımla ele alır.