Otomatik güven eşiklerini geçen veya editörce seçilen hukuki gelişmeler, akademik yayınlar, çağrılar ve etkinlikler; kaynak doğrulama durumu her kayıtta ayrıca gösterilir.
Yayım tarihi: 1 Eylül 202658 yayıma alınan kayıtTR / EN
02
00 / BU SAYIDA
Kayıtların görünümü
Bu sayıdaki içerikler hukuk alanına ve kayıt türüne göre düzenlenir.
58Toplam kayıt
04Hukuki gelişme
54Akademik yayın
00Çağrı ve etkinlik
28Ülke / yargı çevresi
58Kaynak kaydı
◉ / AYIN RADARI
Bu sayının kısa okuması ve öne çıkan kayıtları.
Ayın teması
Vatandaşlık ve göç statüsü, sözleşmeler ve uygulanacak hukuk
Ağustos sayısı, 30 kaydın 28 akademik yayından ve 2 hukuki gelişmeden oluştuğu, yayın ağırlıklı bir ay. En geniş kümeler kanunlar ihtilafı ile yabancılar hukukunda toplanıyor. Vatandaşlık hukuku da belirgin bir ikinci merkez oluştururken milletlerarası usul hukuku ve uluslararası tahkim hukuku daha sınırlı sayıda çalışmayla temsil ediliyor. Ayın iki somut gelişmesi, HCCH’nin 1985 Trusts Sözleşmesi’nin 2. maddesine ilişkin Notu ile Mauritius’un Singapur Arabuluculuk Sözleşmesi’ni onaylamasıdır. Bu nedenle sayı, tek bir uygulama değişikliğinden çok vatandaşlık ve göç statüsü ile sözleşmelerde uygulanacak hukuk meselelerinin yan yana ilerlediği bir akademik yayın ayı olarak okunuyor.
Vatandaşlık ve yabancılar hukukundaki yayınlar, statünün nasıl kazanıldığı, kaybedildiği veya fiilen belirsizleştiği sorularına farklı bağlamlardan yaklaşıyor. Sara Park, “Japon Vatandaşlık Kanunu'nda aile, göç ve ulusal aidiyet” başlıklı bölümünde soybağı, aile kaydı ve çoklu vatandaşlık arasındaki ilişkiyi inceliyor. Vanessa Ruget, “Rusya’nın vatandaşlık rejiminde güvenlikleştirme” çalışmasında vatandaşlığa alınma koşulları ile vatandaşlıktan çıkarmayı askerî seferberlik ve siyasal sadakat hedefleriyle birlikte ele alıyor. İtalya’da geri gönderilemeyen üçüncü ülke vatandaşlarının statüsü ve sosyal haklara erişimi ise sınır dışı edilme ile düzenli veya uluslararası koruma statüsü arasındaki ayrımı somutlaştırıyor. Kanada’nın sığınma reformlarına ilişkin inceleme de sınır önlemleri, geri çevirme ve mülteci koruma yükümlülüklerini birlikte tartışıyor.
I / HUKUK ALANLARI
Bir hukuk alanını seçerek gelişmeleri, akademik yayınları ve takvim kayıtlarını açın.
HCCH Daimi Bürosu, 26 Ağustos 2026’da 1985 Trusts Sözleşmesi’nin 2. maddesinin uygulanması ve yorumlanması ile trustlara benzer kurumlar hakkındaki Notu yayımladı. Not, bir kurumun Sözleşme kapsamına girip girmediği sorusunu ele alan hukukçular için hazırlandı. 1985 Trusts Sözleşmesi, trustlara uygulanacak hukuku belirliyor ve trustların Âkit Taraflarda tanınmasını düzenliyor. Yeni Not, bu hükümlerin ve trustlara benzer kurumların Sözleşme kapsamındaki konumunun değerlendirilmesinde başvuru materyali sunuyor.
Sayıdaki kayıtların hangi hukuki konulara dokunduğunu gösterir. Daire büyüklüğü konunun kaç kayıtta geçtiğini, çizgiler iki konunun kaç kayıtta birlikte ele alındığını gösterir.
Ağın okuması
Yargılama, tanıma ve tenfiz, 22 kayıtla bu ayın en çok işlenen konusu; onu Göç ve uluslararası koruma 15 kayıtla izliyor. En sık birlikte ele alınan iki konu: Yargılama, tanıma ve tenfiz ile Haksız fiil ve sorumluluk; 5 kayıt ikisini birlikte inceliyor. Sayının büyük bölümü akademik yayın olduğu için (54 akademik yayın, 4 hukuki gelişme) bu harita bir mevzuat eğilimini değil, literatürün bu ay neye odaklandığını gösteriyor.
§Kaynak defteriBu sayı boyunca kullanılan tekilleştirilmiş kaynak bağlantıları.58
Kanunlar ihtilafı ve uyuşmazlık çözümü tarafında ağırlık, belirli bir karar dizisinden çok uygulanacak hukukun ve sınır aşan süreçlerin nasıl kurulacağı sorusuna veriliyor. Ekvador’daki çok vatandaşlıklı miraslar üzerine çalışma, mutad mesken, mirasın bütünlüğü ve ölenin irade özerkliği arasında bir bağlama noktası arıyor. “Sınır Aşan Sözleşmelerde Nitelendirme Süreci”, hukuk seçimi bulunmayan sözleşmelerde vasıflandırmayı ardışık bir analiz olarak ele alıyor. Usul bakımından sınır aşan SLAPP davalarında milletlerarası yetki ile tanıma ve tenfiz; Gana çalışmasında ise tahkim edilebilirliğin tahkim anlaşmaları ve hakem kararlarının dolaşımına etkisi öne çıkıyor. Operatif gelişme bakımından HCCH Notu trustlara uygulanacak hukuk ve tanıma çerçevesini açıklarken Mauritius’un onayı, arabuluculukla varılan sulh anlaşmalarına ilişkin sözleşme rejimine katılımı bildiriyor.
Otonom yapay zekâ tarafından oluşturulan ve sonradan editoryal düzeltmeye açık aylık özet. Yalnız bağlantılı bülten kayıtlarına dayanır ve hukuki kanaat değildir.
01Milletlerarası belgelerKaynak dili: İngilizceMauritiusGelişme tarihi: 17 Ağustos 2026
Mauritius, 17 Ağustos 2026’da Birleşmiş Milletler Milletlerarası Ticaret Hukuku Komisyonu’nun (UNCITRAL) duyurduğu üzere Singapur Arabuluculuk Sözleşmesi’ni onladı. Sözleşme, milletlerarası arabuluculuk sonucunda varılan sulh anlaşmalarının sınır ötesinde ileri sürülmesine ve icrasına ilişkin çerçeveyi düzenliyor. Mauritius, bu işlemle Sözleşme’nin yirmi üçüncü tarafı oldu. Sözleşme Mauritius bakımından 17 Şubat 2027’de yürürlüğe girecek.
Luis Bolívar Marín Carangui ve Ana Fabiola Zamora Vázquez, mirasbırakanın birden fazla devletle vatandaşlık veya domicile bağlantısı bulunduğunda Ekvador’da uygulanacak hukukun nasıl belirleneceği sorununu ele alıyor. Makale, Medeni Kanun, Bustamante Kodu ve genel milletlerarası özel hukuk ilkeleri arasındaki parçalı yapıyı ortaya koyuyor. Nitel, doktrinal, normatif ve karşılaştırmalı analiz; Arjantin hukuku ile Avrupa Birliği’nin 650/2012 sayılı Tüzüğü üzerinden yürütülüyor. Yazarlar, vatandaşlık ve terekenin parçalanması gibi geleneksel bağlama noktalarının güncel sınır aşan miraslar için yetersiz kaldığını belirterek mutad meskeni, mirasın bütünlüğünü ve ölenin irade özerkliğini öne çıkaran bir yasama reformu öneriyor.
Nguyen Thi Tuyet Nhung ve Thao Ngo Minh Phuong, Vietnam milletlerarası özel hukukunun yabancı unsurlu evlilik ve aile ilişkilerinde kadın haklarını nasıl etkilediğini feminist hukuk teorisi perspektifinden ele alıyor. İnceleme, uygulanacak hukuk, milletlerarası yetki ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi arasındaki bağlantıya odaklanıyor. Analiz, karşılaştırma ve sentez yöntemlerine dayanan çalışma, Vietnam kurallarının kadın haklarını büyük ölçüde güvence altına aldığını, ancak evliliğin tanınması, eşcinsel evliliklerin tanınmaması ve yabancı kararların tanınması usulündeki belirsizlikler bakımından sorunların sürdüğünü ortaya koyuyor.
Franco Ferrari, yeknesak maddi hukuk kurallarının kanunlar ihtilafı sistemiyle ilişkisini, bu kuralların farklı hukuk düzenlerinde aynı şekilde yorumlanıp uygulanmasının amaçlanıp amaçlanmadığı üzerinden ele alıyor. İnceleme, yeknesak hukuku yalnızca uyumlaştırılmış veya uygulamada kendiliğinden benzeşmiş ulusal kurallardan ayırıyor. Metnin temel ayrımı, yeknesaklığın kuralların aynı metne sahip olmasından değil, ortak ve aynı uygulama yönündeki amaçtan doğmasıdır. Bu nedenle farklı dillerde kaleme alınan metinler veya uygulamadaki yorum farklılıkları, başlangıçta hedeflenen yeknesaklık derecesi değerlendirilerek ele alınıyor.
Giesela Rühl, milletlerarası özel hukukun temel kavramlarını ve sistematik yapısını ele alan “Private international law, foundations” başlıklı referans girdisini 26 Ağustos 2026’da yayımladı. Girdi, Edward Elgar Publishing eBooks içinde yayımlandı. İçerik, belirli bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade kanunlar ihtilafının temellerine ve bu alanın sistematik kuruluşuna odaklanıyor. Sağlanan bilgiler, çalışmanın belirli bir tezini, yöntemini veya uygulamaya ilişkin ayrı bir sonucunu ortaya koymuyor.
Avrupa Birliği hukukunda karşılıklı güven ilkesinin dayanaklarını tartışan bu makale, ilkenin üye devletler arasındaki işleyişini ve üçüncü ülkelerle ilişkilerdeki sınırlarını ele alıyor. Yazar, Adalet Divanı’nın Opinion 1/17 kararından hareketle, görünürde kapalı olan güven çemberinin bazı yakın bağlantılı üçüncü ülkelere doğru açılabildiğini ve bu nedenle karşılıklı güvenin mevcut kavrayışının korunup korunamayacağını sorguluyor.
P. M. Filippov ile I. B. Ilovaysky, açık bir hukuk seçimi içermeyen sınır aşan sözleşmesel ilişkilerin Rusya hukuk uygulamasında nasıl vasıflandırılacağını ve bu sürecin uygulanacak hukukun belirlenmesine etkisini ele alıyor. İncelemenin odağında, karmaşık hukukî nitelik taşıyan bu ilişkilerin yorumlanmasında ortaya çıkan belirsizlikler yer alıyor. Yazarlar, vasıflandırma sürecini ön vasıflandırma, asli vasıflandırma ve ikincil vasıflandırma veya uyuşmazlığın esastan çözümü şeklinde sıralı aşamalarla açıklıyor. Şekli hukukî, karşılaştırmalı hukukî, tarihî hukukî ve hukukî yorum yöntemlerine dayanan inceleme, Rusya Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri ile Yüksek Mahkeme Genel Kurulu kararında değişiklik veya açıklama yapılması gerektiğini savunuyor.
Renaldo Alan Saptono ve Siti Malikhatun Badriyah, Endonezya vatandaşlarının yurt dışında yaptıkları dinler arası evliliklerin Endonezya hukukundaki geçerliliğini ve bu evliliklerin medeni sicile kaydının hukuki sonuçlarını araştırıyor. Mevzuat, doktrin ve yargı kararlarını normatif yöntemle değerlendiren çalışma, yabancı ülkede yapılan bir evliliğin 1974 tarihli 1 Sayılı Evlilik Kanunu’nun 2. maddesi, 2019 tarihli 16 Sayılı Kanun değişikliği ve ulusal kamu düzeni anlayışıyla çatışması hâlinde Endonezya’da kendiliğinden tanınmayacağını ortaya koyuyor. Medeni sicile kayıt ise evliliğin maddi hukuk bakımından geçerliliğini kanıtlamayan, nüfus idaresine ilişkin bir işlem olarak ele alınıyor.
Meirong Zhang’ın 10.4324/9781003753834 DOI’li kitabı, milletlerarası özel hukukun normatif temelinde “küresel ortak değerler”in yer alması gerektiğini savunan post-eklektik bir çerçeve kuruyor. Eser, bu teorik zeminden hareketle dijital ekonomi, merkezsiz finans, sınır aşan ekolojik tedarik zincirleri ve sınır ötesi biyoetik alanlarında ortaya çıkan dikey norm çatışmalarına yönelik pratik bir yol haritası sunuyor; ayrıca yargı yetkisi, uygulanacak hukuk ve hükümlerin tanınması ve tenfizi bakımından ulusal sistemlerin bu değerleri nasıl koruyabileceğini tartışıyor.
Mukarrum Ahmed, çokuluslu şirketlerin yurt dışındaki iddia edilen eylemlerinden zarar gördüğünü ileri süren kişilerin açtığı iş ve insan hakları davalarını kullanarak, uluslararası yargılamada forum (non) conveniens doktrininin farklı görünümlerini tartışır. Makale, küresel yönetişim kaygılarıyla yönlendirilen yöntemsel çoğulcu bir milletlerarası özel hukuk anlayışının, yargı yetkisi sürekliliği üzerinde konumlanan olaya özgü forum çözümlerine elverişli olduğunu savunur; bununla birlikte davacı lehine yaklaşımların forum seçimini teşvik etmesi ve milletlerarası özel hukukun geleneksel değer tarafsızlığını zorlaması sorununu da ele alır.
Meirong Zhang imzalı bu kitap bölümü, milletlerarası özel hukukun doktrinel evrimini ele alıyor ve bu gelişmenin, bir yandan “egemen tahsis düzeni”ne, diğer yandan “maddi adalet”e dayanan normatif amaçları giderek birlikte içeren eklektik bir metodolojiye dönüştüğünü söylüyor. Bölüm, bu çerçevenin geleneksel milletlerarası uyuşmazlıklarda kural kesinliği ile karar verme esnekliği arasında denge kurduğunu; ancak devlet-merkezli kaldığı için iklim değişikliği ve dijital haksız fiiller gibi sistemik küresel zararları düzenlemede sınırlı kaldığını belirtiyor ve uygulanacak hukuk metodolojisine “küresel ortak değerler”in eklenmesini öneriyor.
Meirong Zhang’ın kitap bölümü, transnasyonel sermayenin hareketliliği ile küresel yönetişimin ülkesel sınırları arasındaki uyumsuzluğun doğurduğu «dikey normatif çatışmalar» karşısında milletlerarası özel hukukun düzenleyici işlevlerinin genişletilmesini öneriyor. Post-eklektisizm yaklaşımıyla kurulan çerçeve; karakterizasyonda işlevsel yöntemi ve hukukî kurguların maddi denetimini, yargı yetkisinde sorumluluk temelli paradigma ile uygun bağlantı öğretisini, uygulanacak hukukta dépeçage, doğrudan uygulanan kurallar ve transnasyonel kamu düzeni denetimini ele alıyor. Bölüm ayrıca kararların dolaşımı bakımından tanıma için ikili bir mekanizma, maddi eşdeğerliğe dayalı bir denetim standardı ve sınır aşan koordineli tenfiz kuralları öneriyor.
Meirong Zhang’ın 10.4324/9781003753834-6 DOI’li kitap bölümü, dijital varlıklar ile merkez bankası dijital paralarında (CBDC) bağlama noktalarının nasıl kurulabileceğini ele alıyor. Bölüm, ülkesel olmayan dijital değerlerin milletlerarası özel hukukta hangi hukuk düzeniyle ilişkilendirileceği sorununa odaklanıyor.
Meirong Zhang’ın bu kitap bölümü, Çin milletlerarası özel hukukunun küresel yönetişim bağlamında dikey normatif çatışmalara nasıl yanıt verdiğini inceliyor. Bölüm, transnasyonal uyuşmazlıkların algoritmik tekeller, dağıtık varlıklar, ekolojik tedarik zincirleri ve biyetik ihtilaflar gibi alanlara yayılmasıyla birlikte, bu hukukun pasif bir kanunlar ihtilafı koordinasyonundan aktif bir düzenleyici yönetişim işlevine kaydığını; bu çerçevede yetki alanında uygun bağlantı ve kısıtlayıcı dokunulmazlık, uygulanacak hukukta emredici kurallar, maddi ayırma (dépeçage) ve transnasyonal kamu düzeni denetimi, adli yardıma ise varsayımsal karşılıklılık ve işlevsel tenfiz yoluyla karşılık verdiğini belirtir.
Meirong Zhang’ın bu bölümü, sınır aşan iklim uyuşmazlıklarında özel milletlerarası hukukun klasik toprak merkezli yaklaşımını sorguluyor ve bunu “sorumluluk temelli” bir çerçeveyle yeniden kurmayı öneriyor. Metin, stratejik iklim davalarında genel yargı yetkisi, yerleşim yeri bulunan eş davalıların birlikte yargılanması ve lex loci delicti’nin kurumsal karar alma yeri olarak yeniden kavranması imkânlarını ele alıyor; ayrıca ana şirketin özen borcunun genişletilmesini, amaç odaklı bağlama kuralları ile emredici kuralların kullanımı ve gönüllü karbon piyasalarında kayıt yeri yerine altta yatan ekolojik hukuk ilişkisine dönülmesini tartışıyor.
Meirong Zhang’ın bu bölümünde, transnasyonel ticari taşıyıcı annelikten doğan dikey normatif çatışmalar ile ‘limping legal parentage’ sorunu ele alınıyor. Metin, bu alanda kanunlar ihtilafı yöntemlerini çocuğun üstün yararı ilkesine dayandırmayı; yargı yetkisinde çocuğun mutad meskenini ve forum necessitatis’i, uygulanacak hukukta işlevsel vasıflandırma ile substantive dépeçage’i, tanımada ise orantılılık temelli ve sonuç odaklı bir denetimi savunuyor.
Meirong Zhang’ın bu kitap bölümü, yapay zekânın teritoryal olmayan yapısının yargı yetkisi, uygulanacak hukuk ve tenfiz incelemesinde klasik bağlantıları zorladığını ele alır. Metin, maddi kontrol temelli yetki, doğrudan uygulanan kuralların önceliği ve transnasyonel kamu düzeni denetimi ekseninde bir çözüm önerir.
Innocent Tchamgwé’nin Uniform Law Review’da yayımlanan makalesi, OHADA alanında yabancı ana toplu tasfiye prosedürünün tanınmasından doğan ödeme aczi karinesini inceliyor. Çalışma, usulî koordinasyon, ulusal yargıcın rolü ve hukuki güvenlik meselelerine odaklanıyor.
İntan Pelangi ve Adhimaz Kondang Pribadi’nin Muhammadiyah Law Review’de yayımlanan makalesi, yurt dışında taşıyıcı annelik yoluyla doğan çocuğun hukuki statüsünü Endonezya aile hukukundaki norm boşluğu içinde ele alır. Çalışma, 17 sayılı 2023 Kanun’un 58. maddesinin yardımcı üremeyi yalnızca eşlerin kendi gametlerinden oluşturulan embriyonun eşlerden ovumu veren kadına yerleştirilmesi halinde kabul ettiğini hatırlatır; buna karşılık sınır aşan taşıyıcı annelikte soybağı, doğum kaydı, vatandaşlık, yargısal/usulî mekanizmalar ve kurumlar arası koordinasyon bakımından dört katmanlı bir boşluk bulunduğunu belirtir. Yazarlar, Endonezya, Fransa, Birleşik Krallık ve Hindistan’ı karşılaştırarak, yetişkinlerin taşıyıcı annelik düzenlemesini geçersiz veya sıkı biçimde sınırlı tutan, fakat çocuğun doğum kaydı, vatandaşlık değerlendirmesi, soybağının yargısal tespiti, terk edilmeme, bakım ve menşe bilgisine erişim gibi statü unsurlarını çocuğun üstün yararı doğrultusunda güvenceye alan iki aşamalı bir statü ayrımı modeli önerir.
Michele Angelo Lupoi, Trusts’ta yayımlanan notunda Jersey Royal Court’un kendi asli yetkileri çerçevesinde, “genuine error” ile sakatlanmış bir trustee işlemini rectification yoluyla düzeltmesini ele alıyor. Yazar, bu başvurunun İtalyan mahkemesinde gönüllü yargılama kapsamında da yapılabileceğini ve kabul edilebileceğini; common law equity yetkilerine dayanmasına rağmen çözüm yolunun usule değil, uyuşmazlığın esasına ilişkin olduğunu savunuyor.
Oliver D William, sınır aşan reasürans sözleşmelerinde reasürörün “follow the settlements” ve “follow the fortunes” yükümlülüklerini karşılaştırmalı olarak ele alıyor. Uniform Law Review’da yayımlanan makale, Principles of Reinsurance Contract Law’ın 2.4.3 maddesini Alman hukuk sistemleri, İngiliz hukuku ve Amerika Birleşik Devletleri hukuku arasındaki farklılıklar üzerinden inceliyor. İncelemenin odağında, hasar uzlaşmalarını takip yükümlülüğünün açık bir anlaşma bulunmadan doğup doğmayacağı ve hangi sınırlar içinde uygulanacağı yer alıyor. Makale ayrıca iki yükümlülüğün birbirinden ayrılmasının gerekip gerekmediğini tartışıyor; PRICL’nin bu standartları uyumlaştırarak reasürans hukukundaki parçalanmayı azaltma ve küresel piyasada hukuki kesinliği artırma amacını ortaya koyuyor.
Bu makale, blokzincir ve yapay zekâ temelli akıllı inşaat sözleşmelerinin otomasyonunu karşılaştırmalı bir yöntemle ele alıyor ve bu teknolojilerin hukuki ile operasyonel sorunlarını tartışıyor. Metin, sözleşmenin hukuki geçerliliğine ilişkin belirsizlik, uygulanacak hukuk ve yargı yetkisinin belirlenmesindeki güçlükler, kamu blokzincirlerinde gizlilik ihlali, kodlama hatalarından doğan sorumluluk ve algoritmik önyargı gibi engelleri öne çıkarıyor; ayrıca İran bakımından özel bir hukuki çerçevenin yokluğu, yetersiz teknik altyapı ve uzman eğitim eksikliğini başlıca sorunlar olarak, Singapur ve İsviçre’yi ise destekleyici mevzuat ve eğitimle daha ileri örnekler olarak gösteriyor.
Arshiya Sharda’nın Journal of International Arbitration’da yayımlanan makalesi, yatırım antlaşmalarındaki genel kamu düzeni istisnalarının yorumunda ortaya çıkan sorunları ele alıyor. Çalışma, devletlerin düzenleme serbestisi ile yatırımcı hakları arasında daha dengeli bir yorum için analitik bir çerçeve öneriyor.
Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, Bahrain v. Shehabi [2026] UKSC 25 kararında, Bahreyn’e atfedilen FinSpy casus yazılımı kullanılarak Birleşik Krallık’taki iki insan hakları aktivistinin bilgisayarlarına 2011 Eylül ile 2014 Ağustos arasında sızıldığı iddiasından doğan davayı karara bağladı. Bölünmüş bir kararda Mahkeme, taciz (harassment) talebinde Bahreyn’in devlet dokunulmazlığından yararlanamayacağı sonucuna vardı; uyuşmazlık, sınır aşan siber casusluk bağlamında dokunulmazlığın uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
Gábor Levente Kozma ve Murilo Lubambo de Melo, sınır aşan SLAPP davalarında Avrupa Birliği ile İngiltere ve Galler hukuk sistemlerinin hangi araçlarla koruma sağlayabileceğini ve milletlerarası yetki sorununu ele alıyor. İncelemenin odağında, bu davalara ilişkin kararların tanınması ve tenfizi de yer alıyor. Karşılaştırmalı değerlendirme, Brüksel I Tüzüğü’nün yeniden düzenlenmiş metni, AB Anti-SLAPP Direktifi, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Real Madrid v. Le Monde kararı ve İngiliz hukukundaki ilgili mevzuat, teamül hukuku ve usul kuralları üzerinden yürütülüyor. Yazarlar, her iki sistemdeki araçların SLAPP davalarının sınır aşan etkilerine daha iyi cevap verecek şekilde geliştirilebileceği sonucuna varıyor.
Kerem Uşşaklı, Irak bağlamında vatandaşlığın kaybı ile yeniden kazanılması arasındaki hukuki meseleleri ele alıyor. Makalenin odağında vatandaşlık, vatandaşlıktan çıkarma ve vatandaşlık bağının yeniden kurulması bulunuyor. Çalışma, bu meseleleri Irak’ın siyasal çatışma ve yönetişim bağlamıyla birlikte ortaya koyuyor. Eldeki bilgiler belirli bir yöntem, tez veya sonuç açıklamadığından, makalenin kapsamı bu konu çerçevesiyle sınırlı olarak tanımlanabiliyor.
Ramesh Ganohariti’nin kitabı, Abhazya, Güney Osetya ve Transdinyester’de vatandaşlığın nasıl kurulduğunu üç post-Sovyet tartışmalı devlet üzerinden ele alıyor. Çalışma, hukukî analiz, mülakatlar ve anket verilerine dayanarak vatandaşlık rejimleri ile tanınma, egemenlik ve aidiyet siyaseti arasındaki bağı inceliyor. Kitap, bu bölgelerde vatandaşların tartışmalı, iddia sahibi, himaye eden ve üçüncü devletlerin rejimleri arasında hareket etmek zorunda kaldığını; vatandaşlığın da devlet ve ulus inşasında bir araç olarak kullanıldığını söylüyor.
Sara Park, 19 Ağustos 2026'da yayımlanan kitap bölümünde Japon Vatandaşlık Kanunu'nun aile, göç ve ulusal kimliğin kesişimindeki rolünü ele alıyor. İnceleme, soybağına dayalı vatandaşlık rejiminin aile kaydı ve medeni durumla bağını; 1985 reformu ile 2008 değişikliğinin ebeveynlik ve çocuk-ebeveyn ilişkilerine etkisini; ayrıca çoklu vatandaşlık tartışmalarını birlikte değerlendiriyor. Bölüm, hukuk tarihini sosyolojik aile ve ulusal kimlik araştırmaları, politika tartışmaları, çok kültürlü aileleri destekleyen kuruluşların materyalleri, vaka çalışmaları ve hukuki tartışmalarla birleştiriyor. Park'a göre Japon vatandaşlık hukuku, devlet üyeliğini düzenlemenin ötesinde aile, akrabalık, toplumsal cinsiyet ve aidiyete ilişkin normatif anlayışları da şekillendiriyor.
Esra Tekin’in makalesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 11 Ekim 2011 tarihli Genovese v. Malta kararında, Malta vatandaşı babadan evlilik dışı doğan çocuğa baba soybağı üzerinden Malta vatandaşlığının verilmemesini AİHS’nin 8. ve 14. maddelerinin ihlâli saymasını ele alıyor. Mahkeme, vatandaşlığın reddinin başvuranın sosyal kimliğini olumsuz etkilediği ve bu nedenle özel hayat kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Çalışma, bu içtihat ışığında 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 7. maddesindeki baba ile soybağının kurulmasına ilişkin hükmü değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Jade Roberts, Birleşik Arap Emirlikleri’nin vatansız bidun nüfusuna Komorlar pasaportu sağlanmasını öngören 2008 tarihli düzenlemesinin hukuka uygunluğunu inceliyor. Makale, Kuveyt’in 2014’te değerlendirdiği benzer düzenlemeyi de sığınma arama ve düzensiz göçe verilen ikili yanıtlarla karşılaştırıyor. Roberts, bu karşılaştırmanın her iki bağlamdaki ikili anlaşmaların korumanın giderek yerinden kopmasına ve metalaşmasına işaret ettiğini gösterdiğini savunuyor. Böylece vatansızlığa yönelik düzenlemeler, korumanın devletler arasında nasıl aktarıldığı sorusu çerçevesinde ele alınıyor.
Emil Śliwiński, terörizm gerekçesiyle vatandaşlıktan çıkarma tedbirinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında hangi ölçütlerle orantılılık denetimine tabi tutulduğunu inceliyor. Çalışma, AİHM’in terörizm bağlantılı vatandaşlıktan çıkarma kararlarının yanı sıra farklı bağlamlardaki vatandaşlık içtihadını birlikte değerlendiriyor.
AİHM’in yaklaşımında kararın keyfî olup olmadığı ile vatandaşlıktan çıkarmanın kişi üzerindeki sonuçları iki temel inceleme ekseni olarak öne çıkıyor. Makale, bu ölçütlerin içeriğinin içtihatta yeterince açıklığa kavuşmadığını; AİHS m. 8 ile 1 No’lu Protokol m. 3 ve 4 No’lu Protokol m. 3 bağlamındaki değerlendirmelerden hareketle daha belirgin bir orantılılık çerçevesi kurulabileceğini savunuyor.
Vanessa Ruget, Rusya’nın 2023 tarihli vatandaşlık kanunu ile onu izleyen bazı kararnamelerin vatandaşlığı nasıl araçsallaştırdığını inceliyor. Düzenleme; yeni bir yurttaşlık testi, bağlılık yemini için değişen koşullar, zorunlu askerlik kaydı ve “geleneksel” değerlere yapılan vurgu üzerinden vatandaşlığa alınma rejimini yeniden şekillendiriyor. Makale ayrıca silahlı kuvvetlerle sözleşme imzalayanlara pasaport verilmesini ve vatandaşlıktan çıkarmayı gerektiren suçların 2023’te genişletilmesini ele alıyor. Bu unsurlar, vatandaşlığın rejime sadakati güçlendirme, askerî personel teminini destekleme ve vatandaşlığa alınmış kişilerin muhalefetini sınırlama amacıyla güvenlikleştirildiğini ortaya koyuyor.
21 Ağustos 2026’da yayımlanan bağımsız deklarasyon, zorla yerinden edilme veya vatansızlık deneyimi bulunan kişilerin kendilerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen, özellikle koruma ve insan haklarına ilişkin kararlara katılım hakkını ileri sürüyor. Kapsama mülteciler, sığınmacılar, ülke içinde yerinden edilmiş kişiler, insan ticareti mağdurları ve vatansız kişiler dahil ediliyor. Metin, kişilerin karar alma süreçlerinden dışlanması ve katılımın göstermelik, yüzeysel ya da sembolik kalması sorununa karşı anlamlı katılımı destekleyecek usulî güvenceler öngörüyor. Bilgiye erişim ve kararlar üzerinde gerçek etki gibi güvenceler, Devletler, Birleşmiş Milletler organları, sivil toplum kuruluşları ve diğer karar alıcıların dahil olduğu süreçler için bağımsız bir normatif çerçeve oluşturuyor.
Afrika Birliği, 14 Ağustos 2026 tarihli “African Union Guidelines for Collection and Utilization of Quality Administrative Sata for Labor Migration Statistics” başlıklı bir kılavuz yayımladı. Belge, iş gücü göçü istatistikleri için idari verilerin toplanması ve kullanılmasına ilişkin bir çerçeve sunuyor.
göç ve ilticasınır aşan ilişkilermevzuat
Yayın / kurum
African Union — Treaties, Conventions, Protocols and Charters
Melis Avşar’ın Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan bu makalesi, vatansız kişilerin Türkiye’den sınır dışı edilmesini Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 51. maddesi ile 1954 tarihli Vatansız Kişilerin Statüsüne Dair Sözleşme çerçevesinde ele alıyor. Çalışma vatansız kişilerin bir devlet korumasından yararlanamadığı için kırılgan bir yabancı grubu oluşturduğunu, bu nedenle vatansızların ancak kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından ciddi bir tehlike bulunması hâlinde sınır dışı edilebileceğini ve bu güvencelerden yararlanabilmek için YUKK m. 50 uyarınca vatansızlığın tespit edilmiş olması gerektiğini belirtiyor.
Cansu Kaya Ülken’in 13 Ağustos 2026 tarihli bu makalesi, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında sınır dışı kararı verilen yabancılar bakımından idari gözetime alternatif yükümlülüklerin hukuki niteliğini ve uygulanmasını ele alıyor. Çalışma, bu tedbirlerin hangi tür yükümlülüklerle kurulduğunu, kararın hangi usulle verildiğini, karara karşı başvuru yolunu ve kararın sona ermesini inceliyor; ayrıca bazı yükümlülüklerin kapsam ve şartlarının kanun yerine yönetmelikle belirlenmesinin kanunilik ve hukuki belirlilik bakımından tartışma doğurduğunu tespit ediyor.
Francesca Cimino, Beatrice Grasso ve Fabio Perocco, İtalya’da sınır dışı edilme emri bulunmasına rağmen hukuki, fiilî veya politika kaynaklı nedenlerle geri gönderilemeyen üçüncü ülke vatandaşlarının statüsünü ve sosyal haklara erişimini inceliyor. Çalışma, bu kişilerin sağlık, eğitim, çalışma ve barınma gibi alanlarda düzenli ve düzensiz statü arasında belirsiz bir konumda kaldığını ortaya koyuyor. Politika ve hukuk çerçevelerinin analizi ile uzmanlar, devlet görevlileri ve göçmenlerle yapılan görüşmelere dayanan araştırma, geri gönderilememenin düzenli statü kazanılması anlamına gelmediği sonucuna varıyor. İdari takdir, değişen politika çerçevesi ve yerel bağlam, benzer durumdaki kişilerin sosyal koşullarını ve haklara erişimini farklılaştırıyor.
Ravit Talmi-Cohn’un Journal of Ethnic and Migration Studies’te yayımlanan bu makalesi, Zera Beta Israel (ZBI) göçmenlerinin İsrail’deki örtüşen göç rejimlerini nasıl müzakere ettiğini “limited hybridity” kavramı üzerinden inceliyor.
Efrat Arbel, Kanada’nın 2020-2026 arasında uygulamaya koyduğu sığınma reformlarının mülteci koruma sistemini nasıl dönüştürdüğünü ve sığınmacılara yönelik hukuki yükümlülükleri nasıl etkilediğini inceliyor. Çalışmanın odağında Covid-19 sınır kapatması, Güvenli Üçüncü Ülke Anlaşması’na 2023 tarihli Ek Protokol ve Bill C-12 ile 2026’da yapılan reformlar bulunuyor. Çalışma, pandemi dönemindeki doğrudan geri çevirme politikasının korumayı ertelediğini, hukuki sorumluluğu yer değiştirdiğini ve özellikle Küresel Güney’den gelen ırksallaştırılmış sığınmacılar üzerindeki etkileri görünmez kıldığını savunuyor. Bir sığınmacıyla yapılan derinlemesine görüşmeye dayanan analiz, bu politikaların geçici önlemleri kalıcı hukuk ve politikalara dönüştürmesini eleştirerek hukuki kurguların daha sıkı incelenmesi çağrısı yapıyor.
Abdurrahman Boyraz’ın Göç Araştırmaları Dergisi’nde 10.70972/gad.1896334 DOI’siyle yayımlanan makalesi, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamındaki ikamet izin türleri ile bu izinlere ilişkin idari karar süreçlerinde yapay zekâ kullanımını ele alır. Çalışma, kısa dönem ve öğrenci ikamet izni gibi süreçlerin özellikle başvuru ve değerlendirme aşamalarındaki belge kontrolü ile süre hesaplaması gibi rutin işlerde yapay zekâya daha elverişli olduğunu; buna karşılık yapay zekânın nihai karar verici değil, insan kontrolünde çalışan yardımcı bir araç olarak konumlandırılması gerektiğini sonucuna bağlar.
Ingrid V Eagly, Avrupa Birliği üye devletlerinde refakatsiz göçmen çocukların uluslararası koruma ve statü düzenleme süreçlerinde hukuki bilgiye, vasiye ve avukattan ücretsiz danışmanlığa erişim sorunlarını ele alıyor. Makale, çocukların anlaşılır bilgi ve etkili temsil olmadan başvurduklarında daha kırılgan hâle geldiğini ortaya koyuyor. Çalışma, Göç ve İltica Paktı’nın çocuk dostu ve nitelikli hukuki bilgiye erişim, vasiler için daha sıkı standartlar ve idari usulde ücretsiz hukuki danışmanlık sağlayan hükümlerini inceliyor. Paktın sınır usullerini hızlandırması ve gözaltına başvuruyu genişletmesi mevcut engelleri derinleştirebilse de, hukuki hizmetlere ilişkin bu güvenceler gelecekteki program tasarımı, savunuculuk ve araştırma için bir çerçeve oluşturuyor.
Jane McAdam ve Geoff Gilbert’in iklim değişikliği ve afetler bağlamında uluslararası korumayı ele alan makalesine ilişkin düzeltme, 29 Ağustos 2026’da International Journal of Refugee Law’da yayımlandı. Düzeltme, makalenin uluslararası sınırları aşarak yer değiştiren kişilerin korunmasına ilişkin bölümündeki alıntı ve kaynak gösterimini konu alıyor. Düzeltme bildiriminde, dipnot 32 ile bağlantılı hatalı alıntının yeni metni verildi ve “para 433” ibaresi “page 145, paragraph 433” olarak değiştirildi. Bildirim, makalenin genel tezi veya bulgusu bakımından yeni bir sonuç ortaya koymuyor.
Belge / yayın kimliği
10.1093/ijrl/eeag024
göç ve ilticaakademik araştırmainsan haklarımülteci statüsü
Guy S Goodwin-Gill, 1951 Mültecilerin Statüsüne İlişkin Sözleşmesi’nin mülteci statüsü ve uluslararası koruma çerçevesindeki rolüne odaklanıyor. Makalenin konusu, Sözleşme ile bu koruma alanları arasındaki hukuki ilişkidir. Eldeki bilgiler, makalenin yöntemini, temel tezini veya ulaştığı sonucu ortaya koymuyor. Bu nedenle çalışmanın kapsamı, 1951 Sözleşmesi’nin uluslararası mülteci hukuku içindeki yeriyle sınırlı olarak belirlenebiliyor.
Justin Robertson, Çin'de yaşamaya devam eden yatırım göçmenlerinin yabancı statü, ikinci pasaport ve ikamet edinme yollarını; bu yolların hane kaydı, sermaye transferi ve yatırım göçü düzenlemeleriyle ilişkisini inceliyor. Odak noktası, ülke dışına yerleşmeden yabancı statü edinmenin Çinli yatırım göçmenleri arasındaki başlıca örüntü olarak ortaya çıkmasıdır. Görüşmeler, dijital etnografi ve sektör konferanslarındaki gözlemler, bu işlemlerin Çin'de biçimsel yasaklarla düzensiz uygulama ve örtülü hoşgörünün kesiştiği gri alanlarda sürdüğünü gösteriyor. Yatırım göçü, bir yandan iş ve eğitim avantajları, diğer yandan özel serveti güvence altına alma arayışı için kullanılırken, bazı aktörler sermayeyi yurt dışına aktararak Çin'deki hane kayıtlarını korumaya devam ediyor.
Francesco Spera, Avrupa Birliği’nin göç ve iltica krizlerine dış ilişkilerinde soft law araçlarıyla yanıt vermesinin Antlaşma ilkeleri ve bütünleşme süreciyle hukuki ilişkisini ele alıyor. Kitap, bu araçların AB’nin dış yönetişimi ve küresel aktör kimliği içindeki yerini inceliyor. Çalışma, yeni AB bütünleşme teorileri ve anayasal ilkeler ışığında Yeni Göç ve İltica Paktı, Strategic Compass ve REPowerEU gibi örnek olaylara başvuruyor. Spera, uluslararası soft law ile iç AB soft law’ından ayrılan bir “AB dış ilişkilerinde soft law” sınıflandırması öneriyor.
Mathias Audit, yatırımcı-devlet tahkimi taleplerinin hangi kaynaklardan doğduğunu ve bu taleplerin devrinin yarattığı hukuki sorunları inceliyor. Makale, taleplerin ikili ve çok taraflı yatırım antlaşmaları, serbest ticaret anlaşmaları, yabancı yatırım mevzuatı ve iç hukuktan kaynaklanabileceğini açıklıyor. Audit, talep devrinin tahkim yargılamalarını ve hakem kararlarının tenfizini karmaşıklaştırabileceğini ortaya koyuyor. İnceleme, yatırım hukuku, tahkim hukuku ve taleplerin devrine ilişkin özel hukuk mekanizmalarının kesişimine odaklanıyor.
Üçüncü taraf finansmanının (TPF) uluslararası tahkimde erişimi genişletirken gider geri kazanımı ve usul dengesi bakımından yarattığı riskleri ele alan makale, fonlanan talep sahiplerinin karşı taraf üzerinde ciddi maliyet baskısı oluşturabildiğini vurguluyor. Yazar, önde gelen common law sistemlerindeki yaklaşımları karşılaştırarak açıklama yükümlülükleri, sermaye şartları ve security for costs uygulamalarını değerlendiriyor; ayrıca hakem heyetlerine sınırlı hallerde giderleri doğrudan fonlayana yükleyebilme yetkisi verilmesi, fonlanan taleplerde security for costs lehine daha güçlü karineler ve kurumsal/dengeleyici şeffaflık standartları içeren bir reform paketi öneriyor.
Jafar Nezamolmolki’nin Journal of International Arbitration’da yayımlanan makalesi, uluslararası yatırım tahkiminde uygulanacak maddi hukukun belirlenmesinin, yatırım hukukunun gelişimi, ICSID Sözleşmesi’nin 42(1). maddesi ve bazı tahkim heyetlerinin yaklaşımı nedeniyle güçleştiğini ortaya koyuyor. Metin, mevcut teorilerin tatmin edici bir mekanizma sunmadığı sonucuna varıyor; yatırım antlaşmalarının yorum ve uygulanmasında hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kurallarının birlikte dikkate alınması gerektiğini savunuyor, ayrıca “uluslararası hukuk” ibaresinin belirli bir kavramsallaştırmada genel hukuk ilkeleriyle sınırlı olduğunu belirtiyor.
Prashant Narang ve Ishika Tanwar’ın Journal of International Arbitration’da yayımlanan makalesi, Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin Disortho S.A.S. v. Meril Life Sciences Pvt. Ltd. kararını ele alıyor. Çalışma, karma uyuşmazlık çözüm klozunda Bogotá’nın tahkimin hukuki koltuğu değil, yalnızca yeri olarak görülmesini ve tahkim anlaşmasına Hint hukukunun uygulanmasını inceleyerek, seat–venue ayrımının ve uygulanacak hukukun nasıl kurulduğunu tartışıyor. Yazarlar, kararı Hindistan’daki seat-merkezli içtihat ve Sulamérica, Enka ile karşılaştırmalı gelişmeler bağlamında değerlendiriyor; ayrıca hata maliyeti ve kurumsal etkinlik çerçevesi üzerinden koltuk varsayımının sistemsel hatayı azaltacağını savunuyor.
Belge / yayın kimliği
10.54648/joia2026021
uluslararası tahkim hukukuakademik araştırmatahkim anlaşmasıkarşılaştırmalı hukukyargı kararlarısınır aşan ilişkiler
Prashant Narang ve Ishika Tanwar, Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin Disortho S.A.S. v. Meril Life Sciences Pvt. Ltd. kararında karma uyuşmazlık çözüm klozunu nasıl yorumladığını değerlendiriyor. Mahkeme, Hindistan hukuku ve Gujarat mahkemelerine yapılan atıflarla birlikte Bogotá Tahkim Merkezi Kuralları uyarınca Bogotá’da tahkimi öngören klozda, tahkim anlaşmasına Hindistan hukukunun uygulandığı ve Bogotá’nın hukuki koltuk değil tahkim yeri olduğu sonucuna vardı. Makale, bu yaklaşımı Hindistan’ın BALCO sonrası koltuk merkezli içtihadı, Sulamérica ve Enka kararları ile güncel karşılaştırmalı gelişmeler bağlamında inceliyor; hata maliyeti ve kurumsal etkinlik bakımından, belirtilen yerin hukuki koltuk sayılmasını ve tahkim anlaşmasına o yer hukukunun uygulanmasını esas alan bir karineyi savunuyor.
Dijital varlık piyasalarının büyümesiyle birlikte ortaya çıkan uyuşmazlıklarda tahkimin rolünü tartışan makale, özellikle tüketiciye dönük kripto varlık işlemlerinde tahkim şartlarının sınırlarını Payward, Inc. d/b/a Kraken, Payward Ventures, Inc. ve Payward Ltd v. Chechetkin kararı üzerinden ele alıyor. İngiliz Tahkim Kanunu 1996 (2025 değişiklikleriyle) ve New York Sözleşmesi çerçevesinde yapılan inceleme, zorunlu tüketici koruması, kamu düzeninin tenfiz aşamasındaki işleyişi ve standart form tahkim klozlarına uygulanan daha sıkı denetim üzerinde duruyor.
Nandini Bhavsar’ın Journal of International Arbitration’da yayımlanan ve 10.54648/joia2026018 DOI’sini taşıyan makalesi, çok-sözleşmeli tahkimde bir tek ticari uyuşmazlığın birden fazla sözleşme, taraf ve hakem heyetine bölünmesi halinde ortaya çıkan kurumsal sorunları ele alır. Çalışma, ICC, SIAC, LCIA ve HKIAC gibi başlıca kurumların kurallarını doktrinel yöntem ve karşılaştırmalı inceleme yoluyla değerlendirerek consolidation, joinder ve usul eşgüdümü bakımından süregelen boşlukları, ayrıca bunların mahkeme heyetinin oluşturulması ve hakem kararlarının icrası üzerindeki etkilerini tartışır; çözüm olarak kurumsal kural uyumu ile birleşik tahkim klozları, proje düzeyi protokoller ve back-to-back hükümler gibi sözleşmesel önlemler önerir.
06Uluslararası sivil havacılık hukukuBu sayıda kayıt yok0kayıt
AĞIN ODAĞIYargılama, tanıma ve tenfiz ↔ Haksız fiil ve sorumluluk · 5 ortak kayıt
01
Yargılama, tanıma ve tenfiz22
Kanunlar ihtilafı hukuku · Milletlerarası usul hukuku · Vatandaşlık hukuku · Yabancılar hukuku · Uluslararası tahkim hukuku · 2 hukuki gelişme⇄Birlikte esiyor: Haksız fiil ve sorumluluk · Yapay zekâ ve dijital ilişkiler · Aile ve kişi halleri
02
Göç ve uluslararası koruma15
Vatandaşlık hukuku · Yabancılar hukuku · 1 hukuki gelişme⇄Birlikte esiyor: Vatandaşlık statüsü · Aile ve kişi halleri · Yargılama, tanıma ve tenfiz
02Gana’da tahkim edilebilirliğin sınırları için karma yaklaşım önerisiBaffour Yiadom-Boakye · African Journal of International and Comparative Law · Yayım tarihi: 1 Ağustos 2026Dergi makalesiGhana; Switzerland; Tunisia; England and Wales; United States of America; Singapore⌄
Baffour Yiadom-Boakye, Gana’da uluslararası tahkimde hangi uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunun belirlenmesini ve bu sınırların tahkim anlaşmaları ile hakem kararlarının tanınması ve tenfizine etkisini inceliyor. Çalışma, sorunu İsviçre, Tunus, İngiltere ve Galler, Amerika Birleşik Devletleri ve Singapur’daki yaklaşımlarla karşılaştırıyor. Karşılaştırma, yasama, yargısal ve karma modeller arasındaki farklılıkları ortaya koyuyor. Yiadom-Boakye, Gana’nın tahkim rejimini güçlendirmek için yasama açıklığını yargısal esneklikle birleştiren karma bir yaklaşım benimsemesini öneriyor.
Remigijus Jokubauskas ile J. M. G. J. (Gert-Jan) Boon, Avrupa Birliği İflas Tüzüğü kapsamında ana ve ikincil iflas yargılamalarının paralel yürütülmesinde iflas yöneticilerinin malvarlığı üzerindeki yetkilerini ve işbirliği yükümlülüklerini inceliyor. Odak noktası, ayrı iflas masalarının değerinin yöneticiler arasındaki işbirliğiyle artırılıp artırılamayacağı ve malvarlığının masalar arasında paylaşımı konusunda uyuşmazlık çıktığında hangi hukuki yollara başvurulabileceğidir. Makale, Avrupa Birliği Adalet Divanının 2024 tarihli Air Berlin kararını bu tartışmanın merkezine alıyor. Kararın, ikincil iflas yöneticisinin ana iflas yöneticisine karşı tasarrufun iptali davası açma ehliyetini kabul etmesinin sınır aşan iflaslardaki rol ve başvuru yolları bakımından sonuçlarını değerlendiriyor.
Çevrimiçi seyahat işlemlerinin artışıyla ortaya çıkan seyahat acentesi uyuşmazlıklarında, makale yapay zekânın çevrimiçi uyuşmazlık çözümü (ODR) ve çevrimiçi arabuluculuk mekanizmalarına nasıl entegre edilebileceğini tartışıyor. Doktriner yöntemle, Malezya ve Avrupa Birliği’ndeki yasal ve düzenleyici çerçeveler karşılaştırılıyor; sonuçta AI destekli ODR’nin verimlilik ve erişilebilirlik sağlasa da tüketici haklarının korunması için doktriner reform gerektiği belirtiliyor.
Gabriella Breczkáné dr. Békési’nin Debreceni Jogi Műhely’de yayımlanan bu makalesi, tebligat alanındaki uyumlaştırmayı ve bunun ulusal medeni usul kuralları üzerindeki etkilerini ele alıyor. Çalışma özellikle 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi ile 29 Mayıs 2000 tarihli ilk AB Tebligat Tüzüğü’nün Fransız, Alman ve Macar usul kuralları üzerindeki yansımalarına odaklanıyor.
Belge / yayın kimliği
10.24169/djm/2026/1-2/1
milletlerarası usulakademik araştırmaşirketler hukukusözleşmelerAB milletlerarası özel hukukuLahey Konferansıyurt dışı tebligatmilletlerarası sözleşmeler
Vatandaşlık hukuku · Yabancılar hukuku⇄Birlikte esiyor: Göç ve uluslararası koruma · Aile ve kişi halleri · Yargılama, tanıma ve tenfiz
04
Tahkim ve uyuşmazlık çözümü7
Uluslararası tahkim hukuku⇄Birlikte esiyor: Yargılama, tanıma ve tenfiz · Yapay zekâ ve dijital ilişkiler · Tüketici ilişkileri
05
Yapay zekâ ve dijital ilişkiler6
Kanunlar ihtilafı hukuku · Milletlerarası usul hukuku · Yabancılar hukuku · Uluslararası tahkim hukuku⇄Birlikte esiyor: Yargılama, tanıma ve tenfiz · Tüketici ilişkileri · Göç ve uluslararası koruma
06
Aile ve kişi halleri6
Kanunlar ihtilafı hukuku · Vatandaşlık hukuku⇄Birlikte esiyor: Yargılama, tanıma ve tenfiz · Vatandaşlık statüsü · Göç ve uluslararası koruma
07
Diğer sınır aşan özel hukuk ilişkileri6
Kanunlar ihtilafı hukuku · 1 hukuki gelişme
08
Haksız fiil ve sorumluluk5
Kanunlar ihtilafı hukuku · Milletlerarası usul hukuku · 1 hukuki gelişme⇄Birlikte esiyor: Yargılama, tanıma ve tenfiz · Yapay zekâ ve dijital ilişkiler
09
Sözleşmeler ve ticari ilişkiler3
Kanunlar ihtilafı hukuku · Uluslararası tahkim hukuku⇄Birlikte esiyor: Tahkim ve uyuşmazlık çözümü
10
Tüketici ilişkileri2
Milletlerarası usul hukuku · Uluslararası tahkim hukuku⇄Birlikte esiyor: Yapay zekâ ve dijital ilişkiler · Yargılama, tanıma ve tenfiz · Tahkim ve uyuşmazlık çözümü